İSLAMOFOBİNİN İSLÂM ARAŞTIRMALARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Cemil Hakyemez · 2012
İslam korkusu anlamına gelen “İslamofobi” kavramı ilk olarak 1991 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Kökeni İspanya’nın Müslümanlar tarafından fethine kadar dayandırılan İslam korkusu, son asra gelindiğinde özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da İkiz Kulelerin yıkılmasıyla had safhaya ulaşmış, Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” makalesiyle de küresel bir çatışmanın dayanağı olarak lanse edilmiştir. Huntington vb. Batılı yazarlar tarafından bu şekilde manipüle edilen İslamofobi, günümüzde Müslümanları bastırma ve ezmenin bir aracı olmuştur.
Batı’da sayıları her geçen gün artmakta olan Müslüman nüfus, aslında suni bir şekilde üretilen İslamofobiden şüphesiz en çok mustarip olan kesimdir. Kendilerine sürekli şüpheyle yaklaşılması onların psikolojik ve sosyal yaşamlarını menfi yönde etkilediği gibi olayın bir diğer yansıması da İslam ilimleriyle alakalı çalışmalar üzerinde olmuştur. Henüz yeni kazanmakta oldukları özgüvenleriyle özellikle Batı üniversitelerinde pek çok İslamî araştırmaya imza atan Müslüman ilim adamları, yaşanan son olaylarla birlikte içlerine kapanma durumunda kalmaya başlamışlardır. Kendilerine karşı oluşturulan negatif ayrımcılık onlarda özgüven azalmasına sebep olmakta ve bu durum onların yeni çalışmalarında daha ziyade savunmacı bir üslup takınmalarına yol açmıştır.
Müslüman ilim adamlarının kendi halklarının geleceğiyle ilgili kaygılarının onların akademik endişelerinden fazla olması son derece doğaldır. Onlar, Müslüman nüfusa yönelik artan baskılar karşısında önceliklerini ister istemez İslâm dininin savunmasına yöneltmişlerdir. Bu çerçevede pratik hayatta daha fazla karşılık bulan konuların öne çıkartıldığını görüyoruz. Özellikle fıkhî konuların ağırlık kazanması kaçınılmaz olmaktadır. Ancak fıkhın daha fazla öne çıkarıldığı bir din algısının, yeni gelişmekte olan İslâm düşüncesine hangi yönde etki edeceği konusu yeni tartışmalara yol açacak gözükmektedir.
İslam korkusu anlamına gelen “İslamofobi” kavramı ilk olarak 1991 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Kökeni İspanya’nın Müslümanlar tarafından fethine kadar dayandırılan İslam korkusu, son asra gelindiğinde özellikle 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da İkiz Kulelerin yıkılmasıyla had safhaya ulaşmış, Huntington’un “Medeniyetler Çatışması” makalesiyle de küresel bir çatışmanın dayanağı olarak lanse edilmiştir. Huntington vb. Batılı yazarlar tarafından bu şekilde manipüle edilen İslamofobi, günümüzde Müslümanları bastırma ve ezmenin bir aracı olmuştur.
Batı’da sayıları her geçen gün artmakta olan Müslüman nüfus, aslında suni bir şekilde üretilen İslamofobiden şüphesiz en çok mustarip olan kesimdir. Kendilerine sürekli şüpheyle yaklaşılması onların psikolojik ve sosyal yaşamlarını menfi yönde etkilediği gibi olayın bir diğer yansıması da İslam ilimleriyle alakalı çalışmalar üzerinde olmuştur. Henüz yeni kazanmakta oldukları özgüvenleriyle özellikle Batı üniversitelerinde pek çok İslamî araştırmaya imza atan Müslüman ilim adamları, yaşanan son olaylarla birlikte içlerine kapanma durumunda kalmaya başlamışlardır. Kendilerine karşı oluşturulan negatif ayrımcılık onlarda özgüven azalmasına sebep olmakta ve bu durum onların yeni çalışmalarında daha ziyade savunmacı bir üslup takınmalarına yol açmıştır.
Müslüman ilim adamlarının kendi halklarının geleceğiyle ilgili kaygılarının onların akademik endişelerinden fazla olması son derece doğaldır. Onlar, Müslüman nüfusa yönelik artan baskılar karşısında önceliklerini ister istemez İslâm dininin savunmasına yöneltmişlerdir. Bu çerçevede pratik hayatta daha fazla karşılık bulan konuların öne çıkartıldığını görüyoruz. Özellikle fıkhî konuların ağırlık kazanması kaçınılmaz olmaktadır. Ancak fıkhın daha fazla öne çıkarıldığı bir din algısının, yeni gelişmekte olan İslâm düşüncesine hangi yönde etki edeceği konusu yeni tartışmalara yol açacak gözükmektedir.
Kaynak gösterimi
Cemil Hakyemez. (2012). İSLAMOFOBİNİN İSLÂM ARAŞTIRMALARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ. Ahmet Yesevî Uluslar Arası Türk-Kazak Üniversitesi,. Ahmet Yesevî Uluslar Arası Türk-Kazak Üniversitesi.
Benzer eserler
Günümüz Alevî Örgütlenmeleri ve Geleneksel Alevîlik’le İlişkisi
İlyas Üzüm · 1999 · İstanbul
Şia'da Kerbela Mateminin Ortaya Çıkışı, Gelişimi ve Eski İran Kültürüyle İlişkisi
Fatih Topaloğlu · 2010 · Sivas
deneme
deneme
Bir Bilim Dalı Olarak İslam Mezhepleri Tarihi ile İlgili Metodolojik Problemler
Mehmet Ali Büyükkara · 2003 · Mezhepler Tarihinde Metodoloji Problemi İlmi İhtisas Toplantısı, 27-28 Eylül 2003, TDV İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM), Bağlarbaşı, İstanbul
Yorumlar
Yorumlar yükleniyor…